31 Mayıs 2014 Cumartesi

Ansızın ve Habersiz

Sen kurtarılmaya çalışılan ilişkilerin gölgesinde gülüşürken, bense arkada pusuya yatmış bir halde, yolundan gelip geçen beyaz atlı prenslerin, döşediğim mayınlara basmasını beklemekteyim. içimdeki iç savaşların silah taciri sensin. çözümsüzlüğün sarmalında cephe kapmaca oynayan kalbimin arsız gerillaları her gün biraz daha yanılgı ve emir sorgulayıcı ruh halleriyle vaad ettiğin topraklara ayak basamadan can vermekte...
yazmak mı? ben kim yazmak kim. açıp iki kitap okumuşluğum mu var benim. beni bırak şimdi sen kimsin? ya da düşündüm de beni bırakma. ya da bırak da sonra bıraktığın yerden devam et. mola ver dinlen sonra tekrar çık karşıma. tam karşıma. 
yazmıyorum ben. özellikle de sana yazmıyorum. bu da yalan. gerçek olan ne? sen mi gerçeksin? herkes ve herşey yalan da sen ve senin gibiler mi sade gerçek? daha kaç kişiyi ardında bırakıp hiç bişey olmamış gibi yürüyebilirsin? bol keseden etrafa saçtığın, beni de 12den vurduğun reddiyelerinin hesabını hangi vicdanla tartabilirsin?
sen vicdan nedir bilir misin? sen kimsin? ne işsin? unuttuklarının vebaliyle dolmuş bu okyanusta boğulmadan yüzebilir misin? sen buna zafer mi diyorsun? kazanan kim? ardında bıraktığın her hatıra insanlığa atılan nükleer bomba kalıntısıyken nasıl barıştan söz edebilirsin?
seni bilmiyorum. bilinmeyeni seviyorum. bulmaca çözer gibi öğrene öğrene devam ediyorum. seni daha tam çözemedim. kararlıyım bir gün tam olarak çözeceğim. o gün geldiğinde herkes yok olcak. kimse aksini iddia edemeyecek. karşı çıkamayacak. herhangi bir çıkışta bile bulunamayacak. çünkü o gün geldiğinde etrafımda hiç kimse olmayacak. ÖLECEĞİM.

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Gel Düşümdeki Sevgilim


Uğruna kambur olduğum Esmeraldam. Kavuşmamız ne zaman. Biraz daha acı bana. Biraz daha sabret içimdeki soğukluğa.
Kurumuş topraklarıma biraz daha gözyaşı bağışla. Biraz daha bağışla ömründen. Biraz daha isyan et yalnızlığına elbet geçecek bu yalancı hasret.
Biraz daha kurban ol sevdiğin varlıklara. Biraz daha okşa umudunu, içinde esen fırtanalara biraz daha dayan. Biraz daha aç müziğin sesini şarkılar senin için. Biraz da dalgana bak.

Çirkin suratına aynada biraz daha rol yap. Biraz daha gülümse ruhundan haz etmediğin yapmacık yüzlere. Biraz daha umursama belden aşağı yaşayan kalabalığı. Biraz daha mesafeyi koru seni kullanmaya ant içmiş vampirlerle.
Biraz daha özle çocukluğunu. Biraz daha içini titret sabahın 5indeki terkedilmiş salıncaklara. Biraz daha şükret dağların zirvesine. Biraz daha söylen yorulmuş dizlerine. Biraz daha yürü.
Biraz daha kaçır gözlerini biraz daha kalbe yalıtım. Biraz daha bakmaya kork biraz daha zor güven insanlara. Biraz daha kıskandır biraz daha köşene çekil. Biraz daha uzaklaş.

Biraz daha yalan söyle yaban çiçeğim mutlu olmadığın halde. Biraz daha lanetle boşa geçen gündüzleri. Biraz daha özdeşleş mutlu kalabalığı evine süpüren gecelerle. Biraz daha uyu rüya görmenin hevesiyle. Biraz daha sakla kayda değer mutluluklarını. Biraz daha sahiplen kendi kendini.

Hepsi kelebek etkisi biraz daha yaklaştın bugün bana. Biraz daha dokundun ruhuma hiç tanışmadığımız halde ne garip. Biraz daha iyiliğe yöneldim biraz daha sakındım beladan arşa gönderdiğin dualarla. Biraz daha kendime iyi baktım biraz daha adam oldum.

Vazgeçebilme asilliğini gösterdiklerini biraz daha kaybettiğini zannet. anca zannet. Biraz daha hatalar sergile ideal olanın çetrefilli yollarında. Biraz daha tecrübelen alnına nakşettiğin çizgilerle.
Biraz daha ertele intiharın eşiğini, biraz daha içini dök takvim yapraklarına. Biraz daha salla zarları ya tutarsa. Biraz daha formatla hafızanı biraz daha uzat elini belirsiz geleceğe.

Biraz daha tasvir et beni biraz daha yanılgıya uğra bulduğunu sandığında. Biraz daha deliye dön biraz daha öfkelen arkadaşların sevgili yaptığında. Biraz daha şükret her ayrılığın sonunda. Biraz daha temiz kal biraz daha silkelen. Biraz daha nefes al biraz daha hayatta kal
ve biraz daha tesadüflere inan.
sonra demlice bir çay koy üzerine
nerde kaldı bu diye telaşlan
geleceğim.

27 Mayıs 2014 Salı

ss

format attım gelicem
bi de seni rüyamda gördüm oldukça hd kalitedeydi

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Gene Geldi Şizofrenin Evladı

Nazara inanır mısın? inanmazsın. ben inanırım. Bugüne kadar başarı ve istikrarı yakaladığım hangi mevzu varsa hepsini teker teker mahvettim. lanet olası kem gözler. onlarla ilgilenmiyorum diye bütün bu kavga dövüş ve çekememezlik. anlamıyorum ki arkadaş. kendi halimde yaşamanın kimseye dokunmadan kimseyle konuşmadan hayatımı kazanmaya çabalamaktan daha doğal ne olabilir.
O kem gözlerin olayı şudur;
kendi psikolojik sorunlarını bana yıkma çabaları
Kendilerinin başaramadığı işleri benim de başaramayacağımı sanmaları ve ardından gelen "sen yapamazsın bakışları"
Beceriksiz, sorumsuz ve sabırsız özgeçmişlerini benle özdeşleştirme girişimleri
yedikleri aşka dair kazıklardan dolayı aşka küstürülmüş kalplerin cinnet dolu tavsiyeleri
hiç bir tavsiyeyi sikime takmıyorum ben daha kaç defa anlatmalıyım. size fikrinizi soran da yok halinizi soran da. boka batmış evrensel dünyanızda denyo denyo takılmalarınız hiç ilgimi çekmiyor.

Bugünden itibaren yine yeniden belirsiz bir süre için sosyal hayata intihar ediyorum.
Bundan böyle sadece evim, kendim, işim ve kendimi iyi hissettiğim yazılarıma ayırdığım zamanımla huzurla yaşıyacağım. belki 1 ay belki 10 ay fark eder mi, karar verildi. emir büyük yerden, egomdan.
Muhabbete doyamayan ben, o kadar çok susacağım ki bugünden itibaren, ne kadar çok susarsam o kadar çok iş yapmış olacağım. işime vakit ayırmak zorundayım, çok boşladım be günlük.

Özgürlüğün boyutu harcadığın emek kadardır çünkü. modern toplumda özgürlük eşittir ekonomik özgürlük o da eşittir kimseye eyvallah çekmeden harcadığın emek, iş gücüdür. emek daima muhtaç olunandır. muhtaç olan değil. bunu bilmek bile insanı çıldırtıyor. özgürlüğün verdiği hazzı anlatabilir misin? anlatılmaz yaşanır dediklerinden. Kaybetmeden evvel değerini yeterince bilmelisin. Kaybettikten sonra anladığın da iş işten geçmiş olmasa bile hayatında derin yaralar açabilir. O yaraları kapatmaksa uzun yıllar alabilir. önümde hala uzun yıllar var...

Ben ve benim gibi kişiliğe sahip insanlar, madde bağımlıları, burç haritası benimkine tıpatıp paralel olanlar, bir şeyin değerini kaybedince anlarız. değerini anlamaktan kastım değerli veya değersiz olması. kaybettiğin şey değersiz birşey de olabilir pek tabiki. ama genelde değersiz olanları kaybettiğinde pek bişey anlamazsın. zaten senin için değersiz oldukları için aklına bile gelmezler. onu geçelim.
asıl demek istediğim senin için değerli olanları kaybetmek. işte kendini boşlukta hissetmenin dayanılmaz hafifliği! asıl değerini kaybettiğinde anladığın için iş işten geçmiş oluyor ve kaybedilen şeyin geri dönmemesi kuralına alışmak epey zaman alıyor. bu zaman zarfında duygular alt üst olur. yapmayacağın şeyler yaparsın, aklının ucundan geçmeyecek şeyler planlarsın(örnek: blog yazılarım) sonra zaten onları da yapamazsın bu sefer de hayatım yalan tribine girersin. belki de sahiden öyledir hayatım yalandır kim bilir, kim bilebilir?
who care? yalan söylemişsem hesabı cehennemde. hiç kimseye hak ettiğinden daha fazlasını veremem. tarzım değil. yaşam tarzıma ters. bir kişiye saklıyorum o fazladan değeri. kahrımı gerçekten çekebilecek insana. yarı yolda bırakmayacak rüyalarımı deşifre edecek meleğe..
tamam bir ara bulduğumu sanmıştım, en çok yaklaştığım anı onda yaşamıştım ama yanılmışım, hataydı işte dostum, hadi amaaa, insanlar hata yapabilir dimi? evet. bence de geçelim:)

günümüzde değer verdiğimiz şeyler her ne kadar fark etmesek de, inkar da etsek, yok canım olur mu öyle şey triplerine de girsek = parayla endeks. malasef..
yani mesela çevremde bana verilen değer cüzdanımın ağırlığı kadar. çok basit bir ikiyüzlülük aslında. bunu da sanki ben keşfetmişim gibi derinlemesine yazacak değilim şimdi.
bir de ihtiyaç mevzusu var tabi. değer verdiğimiz şeylerle ihtiyacımız olan şeyler tutmayabilir pek tabiki. baktığında sigara, bir ihtiyaç mıdır? aslında değil. onsuz da yaşanabilir. ancak 3 gün 5 gün aç kaldığımı bilirim de sigarasız geçirdiğim bir günü hatırlamıyorum. nasıl oldu da yaşamım için en asıl ihtiyaç olan karnımı doyurmaya çaba sarf etmedim de sigaraya, tütüne çaba sarfettim "insan gerçekten hayret ediyor":)) nikotin diyorlaağ. harbiden sanmıyorum. ben daha çok o dumanın ahengine tav oluyorum. içime sanki başka bir nefes doluyor her dumanda. yalnızlığımı bastırıyorum böylece. tamam çözdük mevzuyu. sigara = yalnızlık. hadi dağılın.


http://www.youtube.com/watch?v=QsELpKhX_IU
özellikle dakika 29:45deki konuşma

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Ben Anladım

"Vazgeçmek, ayrılmak kopmak demektir"
bak işte bu çok doğru 
http://www.youtube.com/watch?v=_NFgfIonGXY

"Dönüşü yok beraberce karar verdik ayrılmaya"
bak bu da haklı bence
http://www.youtube.com/watch?v=yiUsccMLCsw

sahi biz ayrılmıştık dimi lan.
bi şarkı dinlersin bin nasihatten bin arkadaşın tavsiyesinden daha iyi gelir ya hani.
seni zerre kadar düşünmez ya hani
varlığından bi haber bırakır ya hani
sürüm sürüm süründürür, bana mısın demez ya hani
mum gibi erirsin de acıyıp bir nefes dahi vermez ya hani
yaralanırsın yarana işemez bir merhaba bile demez ya hani
şeytana taş çıkartır ya hani
yeminini bozar ararsın yine de geri dönmez ya hani
bir şans daha istersin vermez ya hani
bir şanslık kıymetin bile yoktur hani
seni küçük düşürür ya hani
rezil eder ya hani dostlarına
duygularını katletmiştir ya hani
sabrını, güvenini hep boşa daima boşa çıkarmıştır ya hani
dalga geçmiştir ya hani göz kırpıp gitmiştir sadece
söz verdiği gibi olmamıştır ya hani
seni dinlememiştir siklememiştir hani
sebepsizce ayrılmıştır ya hani en çok da o koymuştur hani
sen gerizekalı gibi akıldan yoksun bir umutla acaba beni düşünüyor mulara kapılırsın ya hani
değmediğini fark edersin ya hani
hayat devam ediyordur hani
giden geri dönmüyordur ya hani ölen baban gibi
önümüze bakmalıydık hani herşeye rağmen
güçlü ve gözü açık olmalıydık ya hani anne tembihidir
bozmaz ya bizi acılar, ezdirmemeliydik ya hani kendimizi
kalbinde yer yoksa sana başka minibüse binersin ya hani
bize kız mı yok olm dersin ya hani
sen görevini yapmışsındır ya hani
olmuyorsa olmuyordur ya hani
başka baharlara kalmıştır hani
kaderde yoktur hani
bütün bunlar bi köşede paşa paşa dururken sen daha neyin peşindesin dersin ya hani kendi kendine.
 
anladın dimi?

21 Mayıs 2014 Çarşamba

Kendime Not

http://www.youtube.com/watch?v=4Al5LVdVoFA
http://www.youtube.com/watch?v=_TDJ-UxjIzY

kolay kolay geçmiş yazılara baktığım yok ama bu ikisi hele bi burda dursun üzerine hüzünlü bi yazı çakacağım

Makarneks

Yarınlarım geçmişimde saklanıyor, o yüzden geçmişe umutla bakıyorum.
Dengesizliğim dengemi sağlıyor, o yüzden ying-yang a inanıyorum.
Paranoyalarım ufkumu açıyor, o yüzden doğru kararlar verebiliyorum.
Nefretimi kusmak rahatlatıyor, o yüzden lafımı esirgemiyorum.

20 Mayıs 2014 Salı

Adolesan Fantezisi

Vücudundan, düşmanın bildiği bir bölümü öldür ki sevinsin. Kalan bölümünden, ölümün bile tanıyamayacağı yeni bir sen doğacaksın.

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Herşey Dedim

Sonra yine yeniden tekrar tekrar fark ettim...
çok acılar çektirdim, korkular saldım, nefret doldum ve hepsini tek bir kişiye yansıttım. herşeyim dediğim o narin kelebeğe. o kadar tiksindim ki kendimden, bu ben olamazdım. yansıttığım nefret olması gereken normal bişeydi ama yanlış kişiyeydi. acı çeken bir kalbe işkenceler uyguladım. suçluyum. kendimi berbat hissediyorum. kendime acıyorum. sana acımıyorum. kendime acıyorum. sen başkaydın. melek. ben lanetler yağdırdım hak etmediğin halde. pişmanlık değil de bu hissettiğim suçluluk ve aptallık hissi falan. pişman değilim yoksa. seni yaşadığım için pişman değilim. senden bana gelen ya da benden sana giden hiç birşeye pişmanlık diyemem o ayrı mevzu. sadece acı verdiğim için kendimi aşağılık hissediyorum hepsi bu. ama benim hala umudum var. gücüm var. herşeyi düzeltebiliriz. neden düzelmesin ki. biri de çıkıp tutarlı bir sebep söylesin bana. herşey yoluna girecek. hissediyorum. rüyamda gördüm. herşey düzelecek. herşey.

Gene Geldi, Gene Geldi İşte

Sevgili günlük.
Bi kız vardı hatırlar mısın?
Balık burcuydu, esmer güzeliydi ona öylesine kalbimi kaptırmıştım ki benimle ilgilenmesi için her şeyi yaptım ve sonunda başardım. bana öyle şefkatle yaklaştı ki sonrasında annemin sıcaklığını hissettim onda. sonrasında ben rahat davranmaya başladım nasıl olsa elde ettim tribiyle gereksiz gereksiz kavgaların önünü açtım. ama ayrılacağımızı hiç düşünmemiştim. onu hiç bir zaman aldatmadım. ona hiç yalan söylemedim. okulu nedeniyle ayrılmak zorunda kaldık. ya da arkadaşları onu benden ayırdı. ya da beni mutlu edemediğini düşündü neyse ne bilmiyorum. ardından çok yalvardım çok sabrettim çok da vaz geçtiğimi söyledim ondan kendi kendime ama sabah her uyandığımda geri döner mi umuduyla uyandım. hala bekliyorum. son konuştuğumuzda cidden psikolojisi çok kötüydü. bana erkeklerden nefret ettiğini söyledi. bu umudumu daha da arttırdı niye yalan söyliyim. ben herşeyi sil baştan düzelteceğime inanıyorum çünkü...

Varlığın umudumu okşamaya yetiyor. Kendini ezik mi hissediyorsun? aşık olmanın nesi ezikliktir anlatır mısın? Senden sonra hiç kimseye seni seviyorum diyemedim. belki de seversem yine herşeyi berbat edeceğimden ve kaybedeceğimden korktuğumdan. konu sevgi, aşk olunca hala sen geliyorsun aklıma. içimden atamıyorum ölü bedenini. yapma etme bakışlarına inat vazgeçemiyorum işte sabırla bekliyorum. bunları söylüyorum sen de okuyorsun biliyorum. o yüzden mi kafan rahat. o yüzden mi zarları bu kadar rahat sallıyorsun. vazgeçmiyceğimi sen de biliyorsun dimi? kürkçü dükkanı olmak hoşuna gidiyor dimi. arkadaşların bizi çekemiyor onu da biliyorum. ben herşeyi biliyorum da sen senin için nelerden vazgeçtiğimi bilmiyorsun. senin için herkes üzerime geliyor da benim işime gelmiyor. bu sabretmeler, bunaltıyor. beni üzen ve seni benden uzaklaştıran herkesin gözleri kapansın.

Tehditlerim(blöflerim) için üzgünüm özür dilerim. Sana vicdansız dediğim için, ruhsuz, hain hatta şerefsiz dediğim için ve aklıma gelmeyen daha bissürü kötü söz için şimdi özür diliyorum. özür diliyorum da ne fayda. güvenmiyceksin bir daha onu da biliyorum. bak ben herşeyi biliyorum. dünyayı içimde hissettiğim kadarıyla görüyorum. başkalarının ne derdi vardır bazen göz ardı ediyorum. bana en yakın olan tek sevdiceğime empati kuramadım hiç onu fark ediyorum artık. ya da kendimi mi kandırıyorum şimdi lan bilemiyorum işte kafam çok karışık. yok lan ben hiç bişey bilmiyorum. ne kadar yalan varsa etrafımızı sarmış. ama hiç bi zaman sana büyük yalanlar söylemedim buna, inandığım bütün kutsallar üzerine yemin ederim.

Lan ben niye böyle oluyorum yine. özge vardı bir aralar çocukluk aşkı sonra yağmur vardı yüzüme bile bakmadı onlar. sonra hayatıma sen girdin bana 7 ay boyunca sevgi ihraç ettin. bunun kıymetini niye bilemedim diye debelenip duruyorum şimdi. lan bu ne boktan bi durum. ben iradesi zayıf bir insanım ama ne istediğimi biliyorum. seviyorum ve istiyorum diyorum.hepsi bu

Dünyanın ne kadar pisliği kiri varsa tanıyıp keşfettikçe değerini daha çok anlar oluyorum. tanıdığım suratlar pis yaşanmışlıkları kirli işleri duydukça sade ve duruluğun hülyasına geri dönüyorum. bunları yazıyorum bunlar çok derin duygular. buraya içimi döküyorum. buraya kusuyorum. burada günah çıkardığımı hissedip rahatlıyorum. yapman gereken ve yapmayınca kendini huzursuz hissettiğin bazı şeyler vardır dimi. vücudunda kaşıntın olduğunda kaşınan yeri kaşıma arzusu hissetmen gibi. yapmazsam huzursuz hissediyorum işte kendimi. kaşıdıkça daha da azar ya sonra onu da biliyorum. bak ben herşeyi biliyorum. azmasına çare yok. bir sıcak sevgi sözcüğü bir küçük pohpohlama az geliyor yetmiyor. ağrı kesici niteliğinde oluyor sadece. o bile yok ki...
psikiyatrist lere verecek param yoktu o yüzden kendimi bir kişiye adayıp bütün takıntılarımı bütün problemlerimi bütün sırlarımı aklına gelebilecek neyim varsa ama bütün bunları aktarma gereği hissettiğim bir sevdiceğim olsun istedim. lan dünyanın en basit şeyiydi sadakat.
kalabalığın içinde avazın çıktığı kadar "ben sıradan bir insanım!" diye haykırmazsın dimi. hiç bir sıradanlığın kalmamış olur böyle yaparak.

Anlamıyosun dimi. anlamadığını biliyorum. anlasaydın anladım derdin. bir işaret bir mesaj yollardın gökyüzünden bana. olsun. ben eğer kendim için doğru olanın bu yarayı kaşımaktan geçtiğine inanıyorsam sıkıntı yok demektir. bundan daha güçlü bir işaret bekleyemezdim zaten. ben herşeyi biliyorum. bunu da biliyorum. birşeyler hissediyorum ki sürekli kovalıyorum. içimdeki hisler beni hep SEN yönüne sürüklemekteyse eğer sen dönmesen de olur. ben kendim için doğru olanın bu olduğuna inandıysam eğer gerisi teferruat değil de nedir? geriye kalan gelecek planları, aynı yastığa baş koymaca hayalleri, dokunmak dokunulmak ihtiyacı vesaire falan. bunlar içimde hissettiğim o doğru yolun basit birer kamçısı sadece. yoldan sapmayacağım. yol belli. saptırmaya çalışanlarla iki sigara molası verip yine bu yalnızlığımla baş başa kalmaya devam edeceğim. sana olan sevgimi sayıklamaya, tanıdığım bildiğim herkese ilan etmeye devam edeceğim. ve her defasında ezik rolünü ben üstleneceğim. sen eziklik mi demiştin? ben alıyorum. sen keyfine bak yaban çiçeğim. o kadar çok ezikleşirim ki senin için ezik olmana fırsat bile tanımam eğer tek korkun buysa.

Seni anlatmaya devam edeceğim. sesini duyduğumda gözlerimin büründüğü o çocuksu neşeyi, kalbimin atış hızının ne denli değiştiğini yaymaya devam edeceğim. dokunduğum her kalbe. çevreme, aileme, iş arkadaşlarıma, yol arkadaşlarıma, parkta tanıştığım ağaç olmuş insanlara, sahilde martı besleyen doğa aşıklarına, otostopçu gençlere, şarapçı dayılara, uyuşturucu bağımlılarına, inandığım tanrıya, aklımdaki şeytana, odamdaki duvarlara, yazdığım şiirlere herşeye ve tanıdığım herkese anlatmaya devam edeceğim bu aşk denen ezikliği. anlatayım ki bilsinler. anlatayım ki bi boka benzesin. içlerinden hala değer verenler çıkmakta. kaldı mı böyle mallıklar diyip gülüp geçenlerde aha orda. dünya paranın etrafında döndüğü kadar bunun da etrafında dönüyor bi şekilde.

Onu unuttum dediğim her an yalan söylediğimi fark ettim. ben yalancı bir insanım tamam ama bununla gurur duymuyorum. inkar etmiyorum arkadaş, ne zaman çifte kumruları görsem varlığın sol yanıma derinden bir darbe vurmakta. biz diyememenin ezikliğini bilir misin? bilmemelisin. eziklik bana mahsustur. sen keyfine bak yaban çiçeğim. senin yerine ben üstleniyorum bütün pis işleri. adını kirletmemeliyim adın temiz kalmak zorunda. incinirsin, kırılırsın. kaldıramazsın. ben de o güç var, bilirsin. o yüzden beni bulmuştun. ben herşeyi biliyorum. inandığım yolda sabırla bekliyorum. inanmadığı bir işe hayatta kalkışmayan ben
inandığım bu yolda
umudumu,
sabrımın gücünü
ve dahasını
kendi benliğimden elde ediyorum.
sen keyfine bak
sen kendi şarkına bak...

18 Mayıs 2014 Pazar

Karanlıktan Aydınlığa Reklamlara Tıkladıkça

bu lanet yazıya başlamadan önce

bir an kendimi yalnız hissettim ve geldim...


diyorum.

Anlamazsınız ki kime ne söyleyeyim. toplumun dikine giden biriyim ben. o yüzden ateşlemiyorum buraları öyle ele güne. egom var.
imkansız hayaller para etmiyor artık, satmıyor bu palavralar.
insanlar çılgın kalabalıklar halinde sevişmek için dört gözle bekliyorlar. sex dolu sübliminal mesajların esiri olmuş bu çılgın kalabalığa iki çift lafım yok. arada sadece göz kırpıyorum. dalgamı geçiyorum.
dalga mı geçiyorum? onlar mı benle dalga geçiyor? geçmiş olabilirler ama iş işten geçti.
ben sadece göz kırpıyorum henüz ikna olamadım.
12 tane mayısı unutmam elbet. çılgın kalabalığa karşı elimdeki kozum, belgem, giriş kartım. bişeyler daha tecrübe edildi ve yola devam edildi. hepsi o olacak başka bişey olamadı.
pek sağlıklı bir tecrübe değildi belki de elmayla armuttu belki de ben bilmem.
ofsayt niteliğindeki bu golü çılgın kalabalığa armağan ediyorum. tepe tepe kullanmalılar ki bi boka benzesin. var olmalarının verdiği zorunlu hayat mücadelelerine gülüp geçiyorum sadece. dalga geçiyorum bir de. acıyorum, kınıyorum bir yandan da kaygılanıyorum. kaygılarım kendim için tabiki. günahım kadar sevmiyorum yoksa bu kalabalığı.
şeytan saplantıda gizli. kafamdaki imkansızı isteyen güleryüzlü şeytanda. bıcırık yok artık. bıcırığımı yaban çiçeğim aldı. geri verirse ne ala, vermezse başka bir yaban çiçeğine kaldı reenkarne olması. şeytan iş başında iş başında olmasına da imkansızın mükemmeliğinden daha vazcaymış değilim yani.

umut en büyük kaplumbağadır. insanı yavaşlatır. sonra hayata kör eder. hala umudum var imkansıza ama iki gözüm birden kör değil artık. tek gözüm umutsuz vaka, açlıktan aslanlara saldıran sırtlan. üçüncü gözüm yok tabi. imkansızın mükemmelliğini sahte güzelliğin sahte geçmişiyle birleştirecek olan. o kadar kirlenmiş olmam lazım ki bunun için henüz daha değil. dört gözüm dört çeşme. o açılırsa ya ben bu dünyanın dibine vururum ya da o benim hayatımın. şimdilik uzak bi ihtimal geçelim.

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Sansar

Bütün insanlar gibi tek misin? şanssız zarlar gibi yek misin?
Sana söylicekleri tek bişi tüm düşmanlar gibi kardeşim.
Her yeni gün var bişi, şarjın bitmiş gibi tak fişi,
Şansın varmış gibi az bişi, sansar salvo gibi ver beşi.
Hayatı bilsen çok feci, her tarafta yabancılar tabi,
Her tarafta yalancı var tabi, her gün birde enerji teftişi.
Sansarı bilsen çok cici, bana göre sözlerin çok hiciv,
Bana göre tavırların çok bişi, ne var mı dediniz bana; yok bişi.

Herkes bilsin ki bu yol tepilince her yer yanlış olup birikince ,
Çok ince bir çizgi bu oyunu bilince, karanlık adam biri şarkı bitince.
 

Yani kızım teke tekte yelekle gelek eklem yerinde kahpe pusu, bu husus,
Rumuzsuz kuduz domuz her zaman ki gibi fazla uzun bu dilim.
Seni dilimledim bile satır satır, yine keyfine bak giderim

Nefret sevginin bedeli kalbinin ederi kaç kere kaç ne bilim?
Ama yat yere yat yine söz yazacak sana taht atacak budur hak yer o hak.
Yürü arkana bakmadan, sözlerim çok mu sıcak sana? 

Bu da dert olacak sana,
Biraz zaman ver bana 

hadi hırsını saklama koş koşucan daha yollar uzun sana.  

Ama hayata bir kere geldim elim gibi sağlam sözün derin gibi,
Gelip gerer beni gerizekalılar antipatik biri elinizi bağlar.
Ekibin aynen oyununu oynar oyun bozanlar bozup susanlar,
Herkes benden fazla yaşar ama sansar senden başka yaşar.

Malesef ortam fazla kaşar aga o yüzden herkes hızlı koşar,
Sona bu çekmiş halim elimi iman edeni

Allah bilir bir tek geri gelirim, arada bir
 

Önüne bakta hayatım işine bak 
kimisinin de hayatı yalın ayak, 
kimisinin de salınarak 

işine bak.

9 Mayıs 2014 Cuma

Koşmak İstiyorum

İçinde para geçmeyen ilişkilerin olduğu bir dünyada
bozulmuş yeminlerimle ve hiç ağlamamış gözlerimle
umut dolu adımlarla koşmak istiyorum.
kurulmamış cümleler ve söylenmemiş sözlerle
laftan anlamayan kalbim ve yorumsuz kişiliğimle
harcanmamış sevgim ve gasp edilmemiş güvenimle
bir öğle vakti buluşmak istiyorum.
herkesin bilmediği mütevazi bir sahil köyünde
henüz başlamamış hikayem ve okşanmamış gururumla
susturulmuş merakım ve soru sormayan cehaletimle
sımsıkıya sarılmak istiyorum.
İhanetin yasaklandığı bir diyarda
hor görülmüş sadakat ve kıskanılmış bağlılıkla
değeri bilinmeyen aşk ve küfredilmiş yalnızlıkla
coşkuyla haykırmak istiyorum.

var olmanın gereksizliğinde, var olmayanı düşlemek istiyorum
kabullenilmiş mantık çerçevenize iki çift laf etmek istiyorum
kapanmamış kapılar ve örülmemiş duvarlar
boyanmamış evler ve rengarenk hapishaneler
sulanmamış çiçekler ve giyilmemiş giysiler
sevgi fetişi canavarlar ve hiç tekmelenmemiş kediler
gömülmemiş cesetler ve görülmemiş varlıklar
dua eden şeytanlar ve isyankar melekler.

ben, olmayan sevgilimle görüşecektim...
bana burda beklememi söylemişti.
bekliyorum
iyi geceler

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Malesef - Ne Yazık ki - Tüh

varlığın yaraydı da yokluğun ilaç mı oldu sanki
ardında bıraktığın gözyaşlarım arkandan çok ağladı
bir merhabana yüzlerce satır
hadi bunlar da mı palavra
sen daha inanma bana

sensizlik fikrine ikna olamadım daha
rüyalarım rahat bırakmaz
kaçanı kovalıyorum
değer verilmeyenin peşindeyim
kahretsin!
bütün kötü huylar bende
sikimde değil
gün gelir tek tuşla silerim buraları belki ama
kendi ellerimle yarattığım biz dolu hayaller
kolay kolay yıkılmaz
dinamit döşesen de umutlarıma
parlatsan da nefretimi
şefkatim ve sevgim demirden betondan
kolay kolay yıkılmaz.

boş laflar, saçmalıklar, hüzün yüklü cümleler
napalım,
sensizliğe göbek mi atmalıydım
ey tanrım,
onu benden aldın, dua etmem artık sana.
bundan böyle; böyle.
herhalde,
akıbetim karanlık sokaklar

siyah kapşonlu adamlar
faili meçhul hayatlar.

sessizlik beni çıldırta dursun
suskunluğun karşısında küfürlerim iyice kudurmakta
mafya mı oldun yaban çiçeğim
nedir bu suskunluk yasası triplerin
bağırsam duymazsın çağırsam gelmezsin
nerdesin, kimlesin
soru sorma hürriyetim
aşkıma sansür
dikta rejimin pazartesi başlayıp salı günü bitse keşke
iyikiler savrulttuğum yüzünde
şimdi ne çok keşkeler birikti
bir zamanlar, 'beni unut' yoktular
mutluluk ifadeleri hava uçuşurdu
heyecan kalbimizi yoklar dururdu
dibine kadar pisliğe batmış küresel dünyada
milimetrelik sevinçlerle çırpınırdık yine de
gittin de noldu
dünyanın pisliği daha da battı gözüme
tamam da banane
aç karnıma dünyayı kurtaracak değilim ya
ama seni sevebilme cüretini gösterebiliyorum hala
dişlerimi sıka sıka
göğsümü gere gere
oldukça ironik bir vaziyette
işte böyle; seni seviyorum

2 Mayıs 2014 Cuma

Sen İstedin Gül Teninde Yaralar

cumartesi sabahı
bugün yeni bir gün
fazla soru sormam ama öğrenmem gerek
dün de kalan "yeni günler" neyin nesiydi peki?
yarın, bu yeni gün de eskiyecekse
bütün günlerin canı cehenneme
mi demeli
yoksa kendimizi kandırmaya devam mı etmeli
bilmiyosun dimi
hangi yaraya merhem oldunki deli
damarlarım tıkanmadı hala bak onca dumana rağmen
ben sensiz de yaşıyorum gördüğün gibi
onca hasara rağmen biyolojim de piskolojim de jeolojim de turp gibi
kazanıcak bir şeyler var hala gözlerimin içinde
ağlamayalı epey olmuştu
-bir önceki yazıyı saymazsak-

sevişmeyeli o kadar olduki
hatta hiç olmadı
yaralarım o kadar derinki
derinliklerde kayboldu gitti, unuttum gibi sanki
mutluluk yaratmak o kadaaaaar basitki
o yüzden böyle değersizleşti
yıldız kaydı gökten
sen sandım
yazık sana
aynı senin gibi göz açıp kapayıncaya kadar geçti
yan çizen arkadaşlarım geldi aklıma
şükrettim onlara seni tanıdıktan sonra
döneklik yapan ne kadar şey varsa bir bir saydım
çocukların ellerinde döndürüp havaya saldığı fırıldaklara benzettim seni
acıdım haline içim cız etti
yarı yolda bırakıp moral piç eden ne kadar şey varsa
görünce aklıma seni getiriyor artık
boğazımı gıcık tutunca
kardeşimle konuşunca
yalancı bahar denince
yalan söyleyince
aklıma sen geliyorsun
adını mıh gibi aklıma değil de
buğulu camlara yazmalıydım belki de
hak ettiğin değeri hesap makinesiyle değil de
parmak hesabıyla vermeliydim sanki

sen mi beni yanılttın ben mi sana aldandım
yoksa teşekkür mü etmeliyim günahlarımı aldın
senin için yazdığım bütün satırlar
şeytanım ağlar karalar bağlar

herşeye rağmen şuralarımda bir yerdesin hala
yastığımın baş ucunda, gözüme uyku girmeyen kısımlarındasın
yüreğimin kabardığı kahve falımdasın
sevdiğim en güzel ayrılık şarkılarındasın
kaybettiklerimi not ettiğim kitabımdasın
dakka başı kontrol ettiğim mesaj kutumdasın
güneşin bana geldiği konumdasın, doğu'mdasın
her gün sırf sana inat fazladan bir tane yaktığım sana adadığım sigaramdasın
saçma sapan yerlerimdesin gördüğün üzere
sıkıntı yaratan ne kadar şey varsa hep ordasın
gıcık

viiiiii

12 saat aralıksız lol oynadık aklımın kenarına bile uğramadı Sengü :)